[gallery link="file" columns="4" ids="1565,1566"]
Megabirlik Medya ve AFSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Hüsnü Serteser’le röportaj:
“2009 dünya ve bizim için zor bir yıl olacak”
Megabirlik Medya ve AFSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Hüsnü Serteser, küresel mali krizin ülkemize ve ilimize yansımalarını değerlendirdi ve “Krizin reel sektörü daha çok etkilememesi için önlemler süratle alınmalıdır” diye konuştu. Serteser, sorularımızı şöyle cevaplandırdı:
- Sizce ekonomik krizin sebebi nedir?
- Yaşanan ekonomik kriz, şu anda tüm dünyada hissedilen bir krizdir. 2007 yılı içerisinde Amerika’da meydana gelen Mortgage krizinin bugün tüm dünyayı etkileyeceği belliydi. Kapitalizmin meydana getirdiği sanal enstürmanlardan olan hedge fonlara Mortgage krizinin sonrasında yapılan ödemelerle birlikte bir nevi saadet zinciri bir yerden koptu. En son Lehman Brothers’ın dünyanın en büyük yatırım bankalarından biri, birçok fonu bünyesinde barındırıyordu. İflas etmesiyle dünya globalleştiği için ekonomik olarak da tüm dünyayı etkiledi ve bizim gibi ülkeleri de, yani büyük cari açığı olan, ekonomisi tam anlamıyla oturmamış ülkeleri de yakından etkiledi.
Türkiye gibi yeni gelişmekte olan ülkelerde dış kaynaklı sermayelerin büyük önemi var. Bunlar da son senelerde küresel ekonominin de etkisiyle ülkemizde parasal enstürmanlara yatırımlar yapmışlardır. Hatta borsanın yüzde 70’i bir ara yabancıların elindeydi. Tabiî ki bu fonlar dünya çapında etkilenince pozisyonlarını korumak, için bu parasal yatırımlarından çıkma kararı aldılar.
Henüz daha kriz bitmiş değil, nereye kadar sürecek, ne zaman bitecek derinliğini dünyada hiçbir ekonomist de bilemiyor, en önemli ekonomistler de dâhil, bunun cevabını veremiyorlar.Kriz kendisini hissettirmeye başladı. Reel sektörde yavaş yavaş etkilenmeye başladı.
- Daha önce söylediğinize dayandırarak; bu krizin geleceğini önceden biliyoruz. Peki, ülke olarak, hükümet olarak, iş adamları olarak neden bu kadar hazırlıksız yakalandık?
- 2001 krizinden sonra Türkiye’deki bankacılık sektörü önemli ve köklü reformlara gitmiştir. Dolayısıyla krizin gelişi bizi çok etkilemez zannediyorduk. Hükümetimiz gelecek ekonomik krizin farkında değil miydi, bence mutlaka farkındaydı. Fakat kriz senaryoları oluşturup yaklaşan küresel ekonomik krizin ülkemize yansımalarını belki de büyütmek istemediler. Ama bir hataları var, bunu topluma yansıtmayabilirsiniz, ama siz hazırlığınızı yaparsınız, olası durumlara karşı tüm planlarınız hazır olur. Araba misali, birden duvara çarpmak kaçınılmazsa yavaşlayarak çarparsınız ki biraz daha az zarar görürsünüz.
Bence bu Mortgage krizi meydana geldiğinden itibaren hükümetin sektörler bazında bilhassa KOBİ’lere, küçük esnafa, hatta ve hatta büyüklere de yönelik, -katma değerin çoğunluğunu sağlayan esas firmalar büyük firmalardır- önlem paketlerini hazırlamalıydılar. Hepsini bir düşünerek yavaş yavaş önlemler alınmalıydı.
Şu anda açıklanan önlem paketleri de doğru bir seçenek, ama geç kalındı. Önlemlerin zamanında ve sindire sindire alınması gerekiyordu.
- Kriz bitti mi? Biz şu anda yaralarımızı mı sarıyoruz?
- Kriz henüz bitmedi, derinliğinin ne kadar olduğunu bilemiyoruz. Yani krizden kurtulduk diyemeyiz. 2009 tüm dünyada olduğu kadar bizim için de zor bir yıl olacaktır. Halen daha alınmamış önlemlerin hızla alınması ve ivedi şekilde hayata geçirilmesi gerekiyor.
Piyasalar ve halk zaten bir kriz ortamını yaşıyor.Hükümetimiz bu konuda birtakım adımlar attı. Yani açıklanan bir paket olmasa da yapılan işler var. Tabiî ki bunlar da bir paket sayılır. Bir masaya oturup biz şunları açıklıyoruz demek de bir pakettir. Kısım kısım yapılan işler de bir pakettir.
Topluca bakıldığında daha alınması gereken önlemlerin olduğuna da inanıyorum. Fakat bunların bir an önce yapılması, en azından krizin reel sektörü daha çok etkilememesi için bu önlemler süratle alınmalıdır.
- Peki, sizce yerelde Afyonkarahisar’a nasıl yansıdı. Yani Afyonkarahisar’da neler oldu bu süre içerisinde?
- Afyonkarahisar milli geliri düşük bir şehirdir. Zaten insanlarımız her zaman kriz olmasa da ciddi tasarruf tedbirleriyle yaşayan insanlardır. Zaten 5084 sayılı teşvik kapsamındaki ilk 31 il içindeydik, sonradan 49 il oldu. Teşvik kapsamına alınırken de kişi başı gelir 1500 doların altındaydı. Türkiye ortalamasının oldukça gerisinde bir gelir düzeyi vardı.
Ekonomik sıkıntılarla boğuşan bir kentiz. Ekonomik krizden önce de kredi kartları, otomobil ve konut kredileri insanımızın 3-5 yılını ipotek altına almıştı. Hatta en önemlisi, ilimiz mermer sektöründe önemli bir il. Amerika’da Mortgage krizi başlayınca Afyonkarahisar’da mermercilerimiz bir sene, bir buçuk sene önce hissetmeye başladı. Çünkü mermer ihracatımızın oldukça büyük bir kısmı Amerika’ya yapılıyordu.Krizle birlikte Amerika’daki konut yatırımları birden bire düştü. Dolayısıyla mermer talebi azaldı. Fakat bu sektörde olmayan iş adamlarımız da var. Onlarsa son altı ay içerisinde krizi derinden hissetmeye başladılar.
Tekstil önemli bir yara aldı. Ülkemizde olduğu gibi bölgemizde de önemli bir yara aldı. İnsanlar bu krizden dolayı elinde avucundaki parayı, ne olur ne olmaz diye tutmaya başlayınca, bizim turizm sektörü de mutlaka buradan yara aldı.
Yani Afyonkarahisar’da mermerci tarafından bakarsanız son birbuçuk senedir kriz ortamı yaşanmakta. Diğer sektörler içinse son altı aydır ekonomik kriz etkisini ciddi şekilde hissettirmeye başladı. Esnaf zaten bir buçuk senedir işleri düşmüş, istediği gibi satış yapamıyordu. Para sıkıntısı hat safhaya ulaşınca zor olan hayatları daha da zorlaştı.
- Afyonkarahisar’da AFSİAD Başkanı olmanız, iş adamlarıyla devamlı olarak bir arada olmanız demektir. Bu süreç içerisinde iş adamları eleman çıkartmak ve birtakım tedbirler almak zorunda kaldılar. Bu tedbirlerin başında da istihdamı azaltmak vardı. Krizin tek çözüm yolu eleman çıkartmak mıydı, yoksa başka çözüm yoları var mıydı?
- İşletmeleri, şirketleri bireysel olarak ele alırsak, eskisine göre sipariş, imkânı azalınca, mallarına talep azalınca üretimi kısmak zorunda kalıyorlar. Üretimi kısmak zorunda kalınca bazı elemanlar da açığa çıkıyor. Bu, pazarlamacılar içinde aynı şekildedir. Büyük pazarlama firmaları olsun, gıda sektörü olsun, gıda da Afyonkarahisar’ın önemli sektörlerinden bir tanesidir talep azalınca ne yapıyorsunuz? O talebi karşılayacak elemanınızdan fazla elemanınız varsa, krizlerde tasarruf tedbirleri önemli hale geliyor. Boşa çıkan elemanı, tabii ki istemeyerek, -hiçbir işletme sahibi bunu yapmak istemez- işten çıkarmak zorunda kalıyorsunuz.
- Bu sorumu AFSİAD Başkanı Hüsnü Serteser’e değil, işadamı Hüsnü Serteser’e soruyorum. Peki, siz de eleman çıkartmak zorunda kaldınız mı? Çıkarttıysanız eğer, çıkarttığınızda ne hissettiniz ya da ne yapmak istediniz? Son ana kadar direndiniz mi?
- Biz şu ana kadar eleman çıkartmadık. Zaten inşaat sektöründeki bu sıkıntıyı hissettiğimizden dolayı işlerimizi belli bir süredir yavaşlatmıştık. Dolayısıyla şu ana kadar eleman çıkartmadık.
Yine mermer sektöründe bulunuyoruz. Mermer sektöründe de Mortgage krizinden bu yana işlerimiz zaten yavaşlamıştı. Ama çıkartmış olsaydım da, çıkartmak zorunda kalsaydım da mutlaka çok üzülürdüm. Fakat tabiî ki insanlar, işletmeler başka bir çare bulamıyorlar.
Mesela hükümetin bu yönde uygulamaya sokacağını düşündüğümüz, basından da takip ettiğimiz kadarıyla veya siyasilerden de dinlediğimiz kadarıyla, aslında istihdamı destekleyici, işverenin yükünü veya sosyal pirim yükünü azaltıcı nitelikteki bazı planlar söyleniyordu ama ortaya konulmadı. Bu yükü azaltıcı tedbirler alınsaydı, mesela yarısını devletin karşılaması durumları vardı, bunlar karşılansaydı belki bu işletmeler de eleman çıkartmayacaklardı. En azından bu derece olmayacaktı.
Dolayısıyla hükümetin uygulamaya koyacağı oldukça fazla plan var. Tabiî ki onlar da IMF ile bir pazarlık halindeler. Para da dışa bağımlı olduğunuz zaman IMF’nin de bazı istekleri oluyor. Bu öyle bir şey ki sadece burada konuşmakla hükümet şunu yapsın, hükümet bunu yapsın demekle de olmuyor. Zannediyorum ki onlar da ellerinden geleni yapıyorlar. Çünkü iktidar. İktidardaki bir parti oy kaybetmek istemez. Dolayısıyla elinden gelen bütün imkânları ortaya dökmesi gerekir. Tabiî ki bunlar kolay olmuyor. Ama yine de bence yarısı olmaz da yüzde 30’u olur, yüzde 40’ı olur. Yani bir önlem mutlaka alınması lazım.
Bu, istihdam için alınması gereken en büyük önlemse, bence devletin istihdamı, işvereni sübvanse edici önlemler alınmasıdır. Şu anda yapılacak en önemli paketlerden, işlerden bir tanesidir. Ve zaten yeterince eleman çıkarıldı. Bundan sonraki eleman çıkarmalarına engel olacağını düşünüyorum.
Dolayısıyla bunun yapılması, üretimin de fazla durmamasını sağlar. Çünkü işletmeler o insanları mutlaka üretim yönünde, katma değer sağlama yönünde çalıştıracaklar. Yani eleman çıkarılsa üretim yapamayacaklar. Mutlaka bu önlemin bir an evvel alınması gerektiğine inanıyorum.
- Peki, krizin gelişimini takip ettiğiniz için iş alanlarınızda yavaşlamaya gittiğinizi söylediniz. Burada iş alanınızda bir önlem almıştınız. Peki, özelinizde de aynı önlemleri alabildiniz mi? Kriz özelinize nasıl yansıdı?
- İşten artmaz, dişten artar diye bir şey var. Yani krizde, biraz önce söylediğim gibi, tasarrufa önem vereceksiniz. Bence şirketlerin veya şahısların tipik bir aile de olsa burada yapacağı en önemli iş, daha önce yapmadıkları tasarrufu şimdi biraz daha dikkat ederek yapmaları gerekiyor. Tabiî ki biz de kendi ailemizde, kendi özelimizde bunu yapmaya gayret ettik ve halen daha da yapıyoruz.
- Peki, tam kriz ortamında herkesin sıcak parayı saklamaya çalıştığı, yatırımları tamamen düşürdüğü dönemde siz çok ciddi bir yatırım yaptınız Afyonkarahisar’a. Yani getirisi çok uzun vadede olacak bir yatırım yaptınız. Sizce yaptığınız yatırıma değecek mi, geniş zamanda para kazanacağınız bir yatırım mı bu? Neler düşünüyorsunuz?
- Hiç bir işadamı para kazanmayacağı bir işe yatırım yapmaz, ama önceliklerini değiştirdiği yatırımlar yapabilir. Biz de bunu düşünerek böyle bir yatırım yaptık. Yani para kazanmayı ilk hedefimiz halinde görmedik. Megabirlik Medya’nın oluşumunda bir araya gelen tüm ortaklar kendi sektörlerinde Afyonkarahisar’ın önemli işadamları, hepsinin yürüyen işleri var. Bu kapsamda bakarsanız bu kişilerin tüm egolarından soyunup böyle bir yatırım yapması önemli bir adımdı.
Biz bu adımı niye attık derseniz; bunun sebebi Afyonkarahisar’ın kentleşmesindeki yüzünü değiştirmek ve şehrimize bir medya yüzü kazandırmak.
Bu bağlamda, bu kriz ortamında şu anda yaptığımız yatırım 6–7 trilyon civarı ki bu rakamlar 10 trilyonu bulacak gibi görünüyor.Biz bu yatırımı bir bütün olarak gördük, onun için gazete, televizyon ve matbaayı bir arada hayata geçirmek istedik.
Şunu söylemeliyim ki Megabirlik’in yatırımları bu kadarla kalmayacak. Amacımız Megabirlik’i büyük bir holding haline getirmektir. Bu amaçla Kale civarındaki en büyük konağı satın aldık. Megabirlik bünyesinde oraya bir butik otel yapacağız. Seneye restorasyonuna başlayacağız.
Sağlık turizmi için gelen konuklarımız termal tesislerimizde kalıp birkaç gün sonra sıkılıyorlar.
Sağlık turizmini kültür turizmiyle birleştirsek sizce daha iyi olmaz mı? Bu anlamda gelen konuklarımızı birkaç gün otantik ortamıyla kale eteğinde bir konakta ağırlasak, onlara kentimizin içinde bulunduğu Frig Vadisi’ni gezdirsek ve bunu uydudan yayın yapan bölgenin televizyonuyla dünyaya duyursak sizce inanılmaz bir şey olmaz mı?
İşte biz yatırımcıları bunlar heyecanlandırdı, bunlara bağlı kentimizin değişecek yüzü heyecanlandırdı ve bunları konuştukça bu yatırım gerekliliği bizim için kaçınılmaz hale dönüştü. Yeni hedefler doğurdu.
Belki kriz ortamında yapılan bir yatırımın yanlış olduğunu düşünebilirsiniz, ancak bilinmesi gereken en önemli şey, biz sadece kendi gücümüze değil, halkımızın bize vereceği desteğe inandık. Çünkü tüm bunları gerçekleştirmek için sadece heyecan, para, insan gücü yeterli değil, Afyonkarahisarlıların bizi takip etmesi ve bize güç vermesi gerekiyor.
Bu nasıl mı olacak? Halkımız bizim gazetemizi okursa, televizyonumuzu izlerse ve tabii, bizi her koşulda desteklerse, yanlışımızda uyaran, doğrumuzda onaylayan olursa, o zaman biz başarılı oluruz.